İnfluenza en sık görülen enfeksiyon hastalıklarından biridir, hava yoluyla yüksek bulaşıcılığı olup mevsimsel epidemiler şeklinde ortaya çıkar ve hafif halsizlikten solunum yetmezliği ve ölüme kadar değişebilen sistemik semptomlar gösteren bir akut ateşli hastalıktır. İnfluenza virüsleri ortomiksovirüsler ailesinden zarflı, tek zincirli RNA virüsleridir. Merkez nükleoproteinleri 3 tip influenza virüsünü ayırt etmekte kullanılır: İnfluenza virüsleri A, B ve C. İnfluenza A virüsü genetik değişme eğiliminde olan bir virüstür ve diğer mikroorganizmalara kıyasla 300 kat daha fazla mutasyon hızı vardır. İnfluenza A genel olarak İnfluenza B’den daha patojeniktir.  İnfluenza ciddi iş gücü kaybına, ciddi semptomlara ve hatta ölüme neden olabilmektedir. Komorbid hastalığı olmayan mevsimsel influenzaya yakalanan kişilerde prognoz çok iyidir. Ölüm en fazla yaşlı insanlarda ve bebeklerde görülmektedir.

İnfluenza terimi klinik olarak tanımlanan ateş, halsizlik ve kas ağrılarından oluşan sistemik semptomların eşlik ettiği bir solunum yolu hastalığını gösterir. Bu terim bazen daha genel şekilde herhangibir viral solunum yolu hastalığını ifade etmekte kullanılsa da influenzanın bir çok özelliği, en belirgin olarak da sistemik semptomları, keskin pik gösteren kış ayları epidemilerine neden olması ve yakın temaslılar arasında hızla bulaşması influenzayı diğerlerinden ayırır. İnfluenza tanısı geleneksel olarak klinik kriterler temel alınarak konulur ama yüksek spesifitesi ancak orta derecede sensitivitesi olan hızlı tanısal testler de giderek artan sıklıkta kullanılmaktadır. Yaşlı veya pulmoner semptomları bulunan yüksek riskli hastalarda göğüs radyografisi pnömoniyi dışlamak için çekilmelidir.

İnfluenza burun akıntısı, boğaz ağrısı, konjonktivit ve öksürüğe neden olan bir primer solunum yolu hastalığıdır. Hastalığın ani bir başlangıcı vardır ve benzer semptomları olan kişilerle yakın temasla epidemiyolojik olarak bağlantılıdır. Diğer solunum yolu hastalıklarından farklı şekilde değişen derecelerde eşlik eden ateş, halsizlik, yorgunluk hali ve kas ağrıları vardır. Semptomlar tipik olarak maruziyetten 48-72 saat içinde başlar.  Fizik muayenede 37,8-40 derece ateş (yaşlılarda genellikle daha düşüktür), taşikardi, farenjit bulguları, konjonktivit bulguları, burun akıntısı, halsiz görünüm vardır, akciğer tutulumu olmayanlarda kuru öksürük, ronkus ya da fokal wheezing şeklinde pulmoner bulgular olabilir.

İnfluenza komplikasyonları en sık olarak 65 yaş üzeri kişilerde, kardiyopulmoner hastalığı olanlarda , immunsupresyonu olanlarda ve ikinci veya üçüncü trimestır gebeliği olanlarda ortaya çıkar. İnfluenzada görülen pnömoni primer influenza viral pnömonisi, sekonder bakteriyel pnömoni veya miks pnömoni olabilir. Bazı influenza suşları çocuklarda larengotrakeobronşit veya krup oluşturabilir. Otitis media çocuklarda influenzaya sık eşlik eden bir komplikasyondur, influenza virüsü ve bakteri kombinasyonuna bağlı da olabilir. Primer influenza pnömonisi başlangıçtan itibaren progresif öksürük, dispne ve siyanoz ile karakterizedir. Akciğer grafisinde konsolidasyon olmadan bilateral diffüz infiltratif görünüm olup akut solunum yetmezliği sendromuna (ARDS) benzer bir kliniğe ilerleyebilir.

İnfluenzanın nadiren solunum yolu epitel hücrelerinin ötesine yayılım gösterdiğine inanılsa da, bu hastalık yalnızca belirgin sistemik şikayetlere neden olmakla kalmayıp çeşitli ekstrapulmoner bulgulara da yol açar. İnfluenzanın en sık görülen ekstrapulmoner bulgusu miyozit olup daha sık influenza B’de görülür ve şiddetli kas ağrıları, artmış kreatinin fosfokinaz düzeyleri ve böbrek yetmezliğine yol açabilen miyoglobinüri ile karakterizedir. Kaslar dokunmakla aşırı hassastır. Miyo/perikardit daha seyrek görülür ve bazı epidemilerde rapor edilmiştir (1918 pandemisinde). Diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi influenzadan sonra da postenfeksiyöz akut demiyelinizan ensefalomiyelit oluşabilir. İnfluenza enfeksiyonuna ensefalit ve transvers miyelit de eşlik edebilir.

İnfluenza hastalığını engellemenin en önemli yolu aşılamadır. İnfluenza A ve B aşılaması bir sonraki yılda tahmin edilen dolaşan suşlardaki varyasyon nedeniyle yıllık olarak uygulanır  ve aşılama influenza sezonuna girildiğinde mevcut immuniteyi arttırmış olur. Aşı içeriği hakkında karar mevsimsel pikten 10 ay önce  verilmelidir; bu karar DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve CDC (Amerikan Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi) komiteleri tarafından alınır. Tüm suşlar için en az %70 tahmin doğruluğu olan aşı önerilen aşıdır. CDC ve Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) 6 ay ve üzeri herkese tercihen toplumda influenza aktivitesi başlamadan önce rutin yıllık influenza aşılaması önermektedir. Aşı etkinliği uygulamadan 10-14 gün sonra başlar. Trivalan aşılarda kış mevsimi grip sezonunda enfeksiyon yapması en muhtemel antijenler içeren 2 influenza A suşu 1 influenza B suşu vardır. Kuadrivalan grip aşıları ek bir B virüsü vardır.

TC Sağlık Bakanlığı’na göre “aşının koruyucu etkisi, aşı yapıldıktan iki hafta sonra başlayacağı için aşının en uygun zamanı, gribin sık görülmeye başladığı dönemden hemen öncesidir. Ekim ve Kasım ayları grip aşısının yapılma zamanı olarak tercih edilmelidir. Aşılanmayanlar kişiler ise mart ayının sonuna kadar aşılanabilir. Aşının koruyuculuğu yaklaşık 6-8 ay sürer.”

Grip birçok kişide hafif seyretmekte ve bu kişiler birkaç gün içerisinde tamamen iyileşmektedir. Bununla birlikte yaşlılarda, genç çocuklarda, gebelerde ve kronik hastalığı olanlar gibi özellikleri bulunanlarda ağır seyretmekte, hastane yatışlarına ve hatta ölümlere neden olabilmektedir.

TC Sağlık Bakanlığına göre risk grupları:

  • 65 yaş ve üzeri ve 2 yaş altı kişiler
  • 6 ay- 18 yaş arasında olup uzun süre aspirin kullanması gerekenler
  • Şeker hastalığı dahil herhangi bir metabolik hastalığı olanlar,
  • Astım dahil kronik solunum yolu hastalığı olanlar,
  • Kronik böbrek hastalığı olanlar
  • Kronik kalp ve damar sistemi hastalığı olanlar
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (kronik kan hastalığı olanlar, kanser hastaları, immunsupresif ilaç kullananlar, HIV/AIDS hastaları)
  • Huzurevi, bakımevi vb. ortamlarda yaşayanlar
  • Aşırı kilolu olanlar

Risk grubunda yer alan kişilerde hastalık diğer kişilere göre daha ağır seyredebilmektedir. Bu kişilerde zatürre, bronşit, sinüzit, orta kulak iltihabı ve oldukça nadiren beyin ve sinir sisteminde hasar oluşması, kalp kası hasarı gibi ciddi tablolara neden olabilir.

Yapılan çalışmalarda diyabetin şiddetli griple ilişkili hastalıkların riskini arttırdığı gösterilmiştir. Diğer faktörlerin tamamı kontrol altına alındığında (yaş, cinsiyet, sosyoekonomik durum, yerleşim yeri, diğer komorbiditeler) sadece diyabetin influenzayla ilişkili tüm nedenlere bağlı hospitalizasyonda belirgin bir artış (%6) oluşturduğu gösterilmiştir.

 

İnfluenza virüsü hasta kişiden diğer kişilere kolaylıkla bulaşabilmekte, insanların kapalı alanlarda daha çok vakit geçirdikleri kış aylarında hastalık en yoğun dönemine ulaşmaktadır. Grip genellikle hasta olan kişilerin konuşma, öksürme ve hapşırma gibi davranışları ile saçılan ve virüs içeren damlacıkların, hasta kişiye 1 metre ve daha yakın olan kişilerin ağız, burun ve göz mukozalarına geçmesi ile bulaşmaktadır. Daha nadir olarak virüs içeren damlacık ile kirlenmiş, kontamine olmuş yüzeylere, araç ve gereçlere kişilerin önce elleri ile dokunması ve sonrasında ellerini ağız, burun veya gözlerine götürmeleri ile de bulaşabilmektedir. Hastalıktan korunmak için grip sezonunda mümkün olduğunca kalabalık ve kapalı ortamlardan uzak durulmalı, hasta kişiler ile temas etmemeye, sarılmamaya ve tokalaşmamaya çalışılmalı, eller sık sık yıkanmalı ve kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.

İnfluenza hastaları genel olarak yatak istirahatinden yarar görürler. Çoğu 3 gün içinde iyileşir ancak halsizlik haftalarca sürebilir. Kemoprofilaksi ve/veya tedavide önerilen antiviraller oseltamivir, baloksavir, peramivir ve zanamivir’dir.

UZM. DR. VOLKAN MUTLUER
İSTAHED Bilim Komisyonu Üyesi

PAYLAŞ